15:25 - Yakalama kararı çıkarılan Esat Yontunç’tan açıklama geldi
15:16 - Temu’nun Türkiye ofisine baskın! Bilgisayarlara el konuldu
15:09 - Kılıçdaroğlu’nun tüm gayrimenkullerine haciz konuldu
18:42 - Atlas Çağlayan cinayetinde son gelişme! 3 kişi tutuklandı
23:59 - Esra Erol’un programındaki şeriat tartışması büyüyor: Destici de devreye girdi
Geçen sefer tekerrürden bahsetmiştik.
Birincinin trajedi ikincinin komedi olduğundan…
Üçten sonrasının tanımlanamadığından…
Saymakla bitmeyen birçok konudan bahsedebiliriz aslında.
Son yıllarda üzerinden yıl geçmeden bir helikopter kazası yaşıyoruz mesela.
Askeri kazalara alıştık ama bu kez de ambulans uçak.
Hava şartları ve sise bağlansa da o zaman neden kalkış izni verildi diye düşünüyor insan.
Ya da önceki kazaların nedeni tespit edilerek sonraki uçuşlar için ders oldu mu?
Çok şey istiyorum değil mi?
Daha önemli sorunlarımız var çünkü:
Müslüman ülkesinde yılbaşı kutlamak gibi!
Bunun üçü beşi yok her yıl tekrarlanan bir ritüel:
Yıllardır her yılbaşında aynı hikayeleri okuyanlar…
Bir milim geri adım atmadan her yıl aynı şeyi tekrar edenler…
Bıkmadan usanmadan gözlerini başkalarının yaşamına dikenler…
Sırf başkalarının tercihlerine müdahale etmek ve kendi istediklerini yaptırmak için çırpınanlar…
Müslüman Noel kutlamaz takıntılıları…
Dertlerini tam olarak anlamak mümkün değil.
Noel’in yılbaşıyla ilgisi olmadığını da anlatamazsınız onlara.
Anlatmaya da gerek yok zaten.
İsteyen Noel’ini de kutlamalı özgürce.
Bunun da eğitimle ilgili tekerrürle ilgili olduğunu söylemek yanlış olmaz herhalde.
Kafaları bir türlü kumdan çıkaramıyoruz.
Bizim dışımızda da bir yaşam olabileceğini öğretemiyoruz.
Hem de bu çağda ve bu imkanlarla!
Kültürel hassasiyet, değerlere sahip çıkma falan tamam da:
Baskıyla herkese kendi yaşam tarzımızı dayatmak ne kadar doğru?
Başkalarının neyi neden yaptıklarını bildiğimizi sanarak niyet okuyuculuğu yapmamız da bir tarafa!
Keşke gerçek problemleri de bu kadar dert etsek ve düzeltmeye çalışsak!
İnanın bugün birçok sorunumuz çözülmüştü!
Bir türlü aşamıyoruz bunu, hazmedemiyoruz diğerlerinin bizim gibi olmamasını!
Tek yapmamız gereken enerjimizi başkalarının hayat düzenini değiştirmek için değil kendi sorunlarımızı çözmek için kullanmak oysa.
Böylece çevreye düşman olmak yerine saygı duymayı ve iyi ilişkiler kurmayı öğrenebiliriz.
Kendi doğrularımızı söylerken onları aşağılamamayı başarabiliriz.
Tabi önce sorunları görebilmek ve kabul etmek gerekiyor.
Noel gibi büyük sorunlar olmasa onlara da sıra gelirdi belki!
Böylece yok sayarak ve uzaklaşarak kültürümüzü koruyamayacağımızı da anlardık.
Doğrusuyla yanlışıyla her şeyi öğrenen ama doğruları tercih eden bir nesil yetiştirebilirdik.
Geçen defa Hegel ve Marks’ın cümleleriyle ele almıştık tekerrürü.
Trajikomik tekrarlar söz konusu bu kez!
Üçten sonrasına ne diyeceğimizi söyleyen bir düşünür çıksa keşke!
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.