18:42 - Atlas Çağlayan cinayetinde son gelişme! 3 kişi tutuklandı
23:59 - Esra Erol’un programındaki şeriat tartışması büyüyor: Destici de devreye girdi
21:43 - İlber Ortaylı’dan Atlas açıklaması: Bu artık bir cinayet değil, adalet sınavıdır
22:27 - Selen Görgüzel’den ‘İtibar Suikastı’ Tepkisi: “O Uçak Yolculuğunun Sebebi Çok Başka!”
Hayatın en yorucu savaşı, cephede düşmana karşı verilen değil; evde, iş yerinde ya da yakın çevrede “haklı” olduğunu anlatmaya çalışırken verdiğin savaştır.
Daha da kötüsü, sana haksızlık yapan kişinin, sanki asıl mağdur kendisiymiş gibi bir zırha bürünüp senin sınırlarını hoyratça çiğnemeye devam etmesidir.
Bize yapılan bir haksızlığa karşı sesimizi yükselttiğimizde, beklemediğimiz bir tepkiyle karşılaşırız: Karşı tarafın “incinmişlik” maskesi. Haksızlığı yapan o değilmiş gibi, senin verdiğin tepkiyi “agresiflik” veya “anlayışsızlık” olarak yaftalar. Bu, klasik bir manipülasyon taktiğidir. Fail, odağı kendi suçundan çekip senin tepkine odaklar. Böylece mesele “yapılan haksızlık” olmaktan çıkar, “senin verdiğin tepkinin sertliği” haline gelir.
Kişisel sınırlarımız, ruhsal evimizin duvarlarıdır. Haksızlık yapan biri bu duvarları bir kez aştığında ve buna “haklılık” kılıfı uydurduğunda, sadece o anki olayla kalmaz; senin özsaygına da göz diker. “Sen çok hassassın” ya da “Benim niyetim kötü değildi” cümleleri, aslında o sınır ihlalini meşrulaştırma çabasıdır.
Ancak unutmamak gerekir ki; birinin niyetinin “kötü olmaması”, verdiği zararı ortadan kaldırmaz. Kimsenin, kendi hatasını örtbas etmek için sizin sınırlarınızın üzerinde tepinmeye hakkı yoktur.
Bu haksız döngü içinde mücadele etmek, bazen akıntıya karşı kürek çekmek gibi hissettirir. Haklıyı oynamaya devam eden birine hakikati anlatamazsınız, çünkü o kendi kurguladığı hikayenin kahramanıdır. Bu noktada en büyük mücadele, karşı tarafa bir şeyleri kanıtlamak değil, kendi gerçekliğine sahip çıkmaktır.
Size haksızlık yapanların nezaketinizden veya sabrınızdan faydalanıp sizi suçlu hissettirmesine izin vermeyin. Sınır çizmek kabalık değildir; kendinize olan borcunuzdur. Unutmayın, bir başkasının konforu için kendi huzurunuzdan feragat ettiğiniz her an, o haksızlığa ortak oluyorsunuz demektir.
Sesinizi kısmayın. Haklı olduğunuz bir kavgada, karşı tarafın mağduriyet tiyatrosuna bilet almayın.
Editör notu da iliştirelim şuraya ; Sınırlarını koruyan insanlar her zaman yalnızdır. Çünkü hakikatin dostu az, menfaatin alkışçısı boldur.
Sevgilerimle…
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.