02:20 - Burcu Köksal kararını açıkladı: CHP’den istifa edip AK Parti’ye katılıyor
12:36 - Beylikdüzü Belediyesi’nden İmamoğlu İnşaat’a İmar Cezası: 40 Milyon TL ve Yıkım Uyarısı
12:09 - Büyükçekmece’de Siyasi Dengeler Değişiyor: “Erol Sahada, Belediye Sessiz”
21:57 - Ayaş Kaymakamı’na bakanlıktan da soruşturma! Görev yeri değiştirildi
12:00 - Gazeteci Dilek Bozkurt’a Anlamlı Ödül: “Gerçeğin Peşinden Gitmekten Vazgeçmedim”
Daha önce defalarca üniversitelerimizin niteliksizliğinden bahsetmiştik.
Giderek daha da niteliksizleştirilmelerinden…
Artık gençlerimiz de bunun farkında.
Üniversiteye giren öğrenci sayısı giderek azalıyor.
Gençler hızla yükselen üniversite enflasyonu sonrası değersizleşen diplomalardan uzaklaşıyor.
Üç yıl öncesine kadar açılan vakıf üniversiteleri kontenjanlarını dolduramıyor.
Yedi yıl öncesine kadar il ya da ilçe esnafına katkı sağlamak için açılan devlet üniversitelerindeki birçok fakülte öğrenci bile kaydedemiyor.
Yeni açılanlar dışında plansız bir şekilde, üniversitelere fikirleri bile sorulmadan zorunlu olarak arttırılan kontenjanlar bile uzun vadede yeteri kadar sorun oluşturacaktı zaten!
Üniversite mantığını anlamadan öğrenci bekleyen binalar kurmak da başlı başına bir yıkımdı!
Üniversite açma furyasının başladığı yıllarda çoğu yetkin eğitimcilerden oluşan birçok kişi tarafından dile getirilen sorunlar hala kayıtlıdır.
Müteahhit kafasıyla ve göç yolda dizilir anlayışıyla eğitime yaklaşınca iyi bir sonuç çıkmayacağını zaten aşikar.
Üniversite açmakla üniversite olmayı aynı şey sananlara bunu anlatmak da zor tabi!
Şehir ekonomisini kalkındırma amaçlı açılan üniversitelerden bilim ve eğitim beklemek de bizim hatamız!
Gerçekten ihtiyaç var mı, mezunları ne iş yapacak, akademik kadro yeterli mi gibi birçok soruyu cevaplamadan işe giriştik.
Lafa değil işe bakıyoruz çünkü!
Keşke biraz da fizibiliteye baksaydık!
Kaç tane açtık yarışı yerine kaç nitelikli öğrenci yetiştirdik yarışına girseydik!
Müteahhit bir toplumun siyasetçisi de müteahhit oluyor tabi!
Nitelikli insan yerine daha çok bina ve daha çok mezun yarışına giriyor doğal olarak!
Bu da çok çağdışı ve ilkel kalıyor günümüz dünyasında.
Artık modern dünyada diplomadan çok yetkinliğe ve niteliğe bakılırken biz diploma dağıtan kurumlar inşa etme derdindeyiz hala!
Hem de sözümüzü dinleyen kurumlar!
İtaat etmeyen vakıf üniversitelerini kapatıveriyoruz.
Ya da bize tabi kurumlara devrediyoruz.
Peki devlet üniversiteleri ne olacak?
Düşünmeden açılan ve kontenjanları dolduramayan bölümleri ne yapacağımızı bilemiyoruz.
Birkaç öğrenci ya da hiç öğrenci yerleşmeyen bölümlere atanan hocalara maaşlarını ödüyoruz.
Bina, ısınma, aydınlanma, su vesaire giderlerini karşılıyoruz.
On yıl içinde mantar gibi türeyen bölümlere bu kadar hocayı nasıl yetiştirdiğimiz de başka bir konu!
Ama daha da önemli konu şu:
Bunların kurulmasına ve öğrenci almasına izin veren sorumlulara hesap soruluyor mu?
Yüz yılı planlaması gerekenlerin on yılı bile planlayamaması sorun olmayacak mı?
Ya da o yetkilileri o makamlara atayanlara…
Yani bu büyük hatanın bedeli sadece halka ve gençlere mi ödetilecek?
Tebessüm ettiğinizi görür gibiyim!
Ülkemizde ne zaman asıl sorumlular bedel ödemiş değil mi?
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.