02:20 - Burcu Köksal kararını açıkladı: CHP’den istifa edip AK Parti’ye katılıyor
12:36 - Beylikdüzü Belediyesi’nden İmamoğlu İnşaat’a İmar Cezası: 40 Milyon TL ve Yıkım Uyarısı
12:09 - Büyükçekmece’de Siyasi Dengeler Değişiyor: “Erol Sahada, Belediye Sessiz”
21:57 - Ayaş Kaymakamı’na bakanlıktan da soruşturma! Görev yeri değiştirildi
12:00 - Gazeteci Dilek Bozkurt’a Anlamlı Ödül: “Gerçeğin Peşinden Gitmekten Vazgeçmedim”
Günün aydınlanması için karanlığın çökmesinin gerekli olduğunu biliyordum…
Bildiklerimin çoğu gibi hissetmem gerekiyordu anlamam için. Aydınlanmam için karanlığı görmem ya da bilmem yetmiyordu. Ateşin yaktığını da bilerek değil, yanarak öğrenmiştim..
Kırılın…
Kim demiş kırılmak acıtır?
Kırılmak güzeldir.
Kırıldığınız yerden büyürsünüz.
Kırıldığın yerdir çünkü en iyi bildiğin yer.
Belki biraz üzülür, çokca düşünürsün.
Biraz ağlarsın, sonra susarsın.
Kırıldığın yerden büyür, çoğalır, çoğaltırsın.
Bahara çiçek bile açarsın, en sarısından, en moruna..
Uy yada öl…
Uymak zorundasın palavrasına hiç mi hiç inanmadım.
Bir çoğunun aptal ve korkak olduğu, kendini bedavaya sattığı bir ortama neden uymak zorunda kalayım?
Aksine, güçsüz yanlarımla varolmak daha bir güçlü olduğum anlamı taşırmış.
Bunu anladığım gün, kendimi biraz daha sevdim..
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.