01:10 - Samsun’da gece yarısı 4 büyüklüğünde deprem
01:00 - Saros Araştırma’dan Çarpıcı Anket: Mansur Yavaş Yarışı Önde Götürüyor, Seçmen Güven Arayışında!
14:08 - Mehmet Özhaseki’ye şantaj: 1 milyar TL vermezsen siyasi hayatın biter
13:58 - Sosyal medyada anonim hesap ve yorum döneminin sona ereceğine yönelik düzenleme gündemde
21:20 - Kemal Aygün’den İkinci Uyarı: Tuvalet Suyu Altında Pazar Alışverişi!
Günün aydınlanması için karanlığın çökmesinin gerekli olduğunu biliyordum…
Bildiklerimin çoğu gibi hissetmem gerekiyordu anlamam için. Aydınlanmam için karanlığı görmem ya da bilmem yetmiyordu. Ateşin yaktığını da bilerek değil, yanarak öğrenmiştim..
Kırılın…
Kim demiş kırılmak acıtır?
Kırılmak güzeldir.
Kırıldığınız yerden büyürsünüz.
Kırıldığın yerdir çünkü en iyi bildiğin yer.
Belki biraz üzülür, çokca düşünürsün.
Biraz ağlarsın, sonra susarsın.
Kırıldığın yerden büyür, çoğalır, çoğaltırsın.
Bahara çiçek bile açarsın, en sarısından, en moruna..
Uy yada öl…
Uymak zorundasın palavrasına hiç mi hiç inanmadım.
Bir çoğunun aptal ve korkak olduğu, kendini bedavaya sattığı bir ortama neden uymak zorunda kalayım?
Aksine, güçsüz yanlarımla varolmak daha bir güçlü olduğum anlamı taşırmış.
Bunu anladığım gün, kendimi biraz daha sevdim..
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.