12:00 - Gazeteci Dilek Bozkurt’a Anlamlı Ödül: “Gerçeğin Peşinden Gitmekten Vazgeçmedim”
22:14 - 14 yaşındaki kız çocuğu, babasını boynundan bıçaklayıp öldürdü
22:04 - Ela Rumeysa Cebeci hakkında ev hapsi kararı
12:40 - Abla Doku’dan korkunç iddia: Gülistan tek değil, bir sürü genç kıza zarar vermişler
Günün aydınlanması için karanlığın çökmesinin gerekli olduğunu biliyordum…
Bildiklerimin çoğu gibi hissetmem gerekiyordu anlamam için. Aydınlanmam için karanlığı görmem ya da bilmem yetmiyordu. Ateşin yaktığını da bilerek değil, yanarak öğrenmiştim..
Kırılın…
Kim demiş kırılmak acıtır?
Kırılmak güzeldir.
Kırıldığınız yerden büyürsünüz.
Kırıldığın yerdir çünkü en iyi bildiğin yer.
Belki biraz üzülür, çokca düşünürsün.
Biraz ağlarsın, sonra susarsın.
Kırıldığın yerden büyür, çoğalır, çoğaltırsın.
Bahara çiçek bile açarsın, en sarısından, en moruna..
Uy yada öl…
Uymak zorundasın palavrasına hiç mi hiç inanmadım.
Bir çoğunun aptal ve korkak olduğu, kendini bedavaya sattığı bir ortama neden uymak zorunda kalayım?
Aksine, güçsüz yanlarımla varolmak daha bir güçlü olduğum anlamı taşırmış.
Bunu anladığım gün, kendimi biraz daha sevdim..
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.