10:04 - Togay Çoban’ın Esenyurt Buluşması: PR Çalışmaları mı, Çözülemeyen Sorunlar mı?
20:16 - MUSTAFA NECATİ IŞIK’TAN BEYLİKDÜZÜ BELEDİYESİ’NE SERT TEPKİ: “İLK AÇILDIĞI GÜNKÜ GİBİ DEĞİL!”
10:14 - Beylikdüzü Emekliler Lokali’nde İhmal İsyanı: “Çöpler Dağ Gibi, Yaşlılarımız Kaderine Terk Edildi!”
19:53 - Özgür Özel’in Yeni Partisi Anketlerde Zirveyi Zorluyor: CHP’yi Geride Bıraktı
Günün aydınlanması için karanlığın çökmesinin gerekli olduğunu biliyordum…
Bildiklerimin çoğu gibi hissetmem gerekiyordu anlamam için. Aydınlanmam için karanlığı görmem ya da bilmem yetmiyordu. Ateşin yaktığını da bilerek değil, yanarak öğrenmiştim..
Kırılın…
Kim demiş kırılmak acıtır?
Kırılmak güzeldir.
Kırıldığınız yerden büyürsünüz.
Kırıldığın yerdir çünkü en iyi bildiğin yer.
Belki biraz üzülür, çokca düşünürsün.
Biraz ağlarsın, sonra susarsın.
Kırıldığın yerden büyür, çoğalır, çoğaltırsın.
Bahara çiçek bile açarsın, en sarısından, en moruna..
Uy yada öl…
Uymak zorundasın palavrasına hiç mi hiç inanmadım.
Bir çoğunun aptal ve korkak olduğu, kendini bedavaya sattığı bir ortama neden uymak zorunda kalayım?
Aksine, güçsüz yanlarımla varolmak daha bir güçlü olduğum anlamı taşırmış.
Bunu anladığım gün, kendimi biraz daha sevdim..
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.