14:08 - Mehmet Özhaseki’ye şantaj: 1 milyar TL vermezsen siyasi hayatın biter
13:58 - Sosyal medyada anonim hesap ve yorum döneminin sona ereceğine yönelik düzenleme gündemde
21:20 - Kemal Aygün’den İkinci Uyarı: Tuvalet Suyu Altında Pazar Alışverişi!
14:37 - KİRA UYUŞMAZLIKLARINDA YENİ DÖNEM: “Oğlum Gelecek” Demek Tahliye İçin Yeterli mi?
14:28 - Polis memurunun dövülerek öldürüldüğü TÜVTÜRK’ten bir skandal görüntü daha çıktı
Eğer kötülük bir bilince sahip olsaydı ,ona tanıklık edenlerin yüzsüzlüğünden utanırdı.
Kimsenin keyfine kimsenin diyecek bir lafı olamaz. Herkes kendi meşrebince ölür. Ancak, birlikte yaşayabilmek için keyfi nefrete dayananların yasalarla durdurulması gerekir.
Birbirimizi kınamak yerine birlikte yaşamaya gölge eden bütün ehli keyiflerin zevklerini sınırlamak, yasalara ve demokrasiye sahip çıkmak daha doğru bir yol olabilir.
Nefret eden kişi yıkıcılığın, saldırganlığın, şiddetin yanlış olduğunu bilmediğinden ya da barışçıl bir dünyada yaşayamayacağı, hasta ya da beceriksiz olduğu için değil,
zevk aldığı için nefret eder. Nefretle zevklenen insanlar hemen her zaman nefret edecek yeni bir nesne bulur.
Nefret, nefret edene keyif verir.
Yani mevzu eğitim, bilgi ya da beceriksizlikle ilgili değildir.
Hele hele cahillikle hiç ilgilisi yoktur. Sevememek başka, bilmemek başka bir şeydir. Neticede her insan kendi cahilliğinin cahilidir.
O halde,
sıranın kimde olduğunu beklemek yerine yasalara ve demokrasiye sahip çıksak daha iyi olmaz mı?
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.