SON DAKİKA

Haber Ekspress

BUYUKÇEKMECE ANADOLU KEMANKEŞLERİ PROJESİ

BUYUKÇEKMECE ANADOLU KEMANKEŞLERİ PROJESİ
Bu haber 30 Mart 2019 - 10:33 'de eklendi.

Okçuluk  kökeni insanoğlunun avcılık günlerine dayanan, oku bir yay aracılığıyla hedefe göndermeyi amaçlayan spor dalı. Okçuluk ilk kez 1904 Yaz Olimpiyatları’nda olimpik programa alınmış, 1972’den beri aralıksız olarak programlarda yer almaktadır. Bu branşta ilk dönemlerde Fransa, Belçika ve Büyük Britanya söz sahibiyken, daha sonraki dönemlerde ABD, Rusya, İskandinav ülkeleri, İtalya ve Kore bu ülkeleri izlemiştir. 1931’de kurulan ve halen 140 ülkenin üye olduğu Uluslararası Okçuluk Federasyonu okçuluk dalında en büyük otoritedir.Yayşar, fiber, ahşap, karbon veya çelikten imal edilir.Yayın esnek maddesi solar kauçuktan yapılır.Buna mirsin adı verilir. Oklar ise fiber, karbon, alüminyum tahta veya çelikten olabilir. Oklar kompozit olarak bir kaç malzemenin birlikte kullanılması ile de yapılabilir. Okun arkasında oku yönlendiren 3 tane tüy bulunur. Hedef, çember çizgilerle beş renge boyanır. Bu renkler merkezden dışa doğru sırasıyla sarı, kırmızı, mavi, siyah ve beyazdır.

Ok yapımcıları İstanbul’daki 200 dükkanda 300 kişi idiler. Ok yapımcılarının piri olarak Kavvasoğlu Ömer oğlu Ebu Muhammed gösterilir. Okçuların piri olarak bazı kaynaklarda II. Halife Hz. Ömer’în adı da geçmektedir. Evliya Çelebi Seyahatnamesine göre yaycıların piri ilk halife Ebubekir’in oğlu Mehmet kabul edilir.Türklere Anadolu’nun kapılarını açmış olan Osmanoğulları ok ve okçuluğa çok büyük önem ve değer verdiler. Orhan Bey Bursa’da yaptırdığı ‘Atıcılar Alanı’ ile bu konuda ilk girişimi yapan hükümdar oldu. Yıldırım Beyazıt da Gelibolu’daki Okmeydanını yaptırdı. Daha sonraki dönemlerde ülkedeki önemli ok meydanlarının sayısı 34′ü buldu. Bu arada şunu da belirtmek gerekir; geçici hatta devamlı ok atılan her yere ‘Okmeydanı’ denilmemiştir. Düzenlenen alanların bu adı alabilmesi için sınırları taşlarla çevrili gerekli tesisleri olan usta kemankeşlerin menzil taşlarının yer aldığı yönetici ve eğitici kadroları bulunması zorunluydu.Bölgelerdeki okçuluk çalışmasının topluca yapılması amacıyla okçuluk tekkeleri kurulmuştur. Bu kuruluşlara ‘Kemankeş Tekkesi Tirendazlar Zaviyesi ve Atıcılar Dergahı’ gibi adlar verilmiştir. Okçular tekkesi günümüzün değerlendirilişi ile birkulubudur.Kemankeşlikle ilgili tüm çalışmalar da bir programa bağlanmıştır. Bu çalışmalar toplam dört ya da beş Ay sürerdi.Ok atışlarında başlıca iki tür atış vardı;menzil (mesafe) ve puta (hedef) atışları. Bu iki atış türüne de katılabilmek için okçunun kabza almış olması gerekirdi.

Okmeydanlarında ‘Menzil atmak’ ya da ‘Menzil dikmek’ (rekor kırmak) için yarışılan günlere ‘Meydan günü’ denirdi. Okun düştüğü uzaklık ‘Gez’ ile ölçülürdü. Orta boylu bir kişinin normal olarak attığı bir adım boyu ‘bir gez’ olarak kabul edilirdi.Hedefe atış yarışlarının değişik türlerivardıİp altından yapılan atışlarda kemankeşin boyunun altında ip gerilirdi. Zarp atışlarında kalın demir ya da tunç levhaları okla delmek gerekirdi. Makbul İbrahim Paşa Atmeydanı’ndaki sarayını yaptırması nedeniyle Kanuni Sultan Süleyman’a bir ziyafet vermiştir. Bu ziyafet eğlenceleri sırasında Türk Okçuluk Tarihinin önemli kişilerinden biri olan Tozkoparan İskender at üstünden attığı okla birbirinin içine yerleşmiş 5 kalkanı delmiştir. Bu usta kemankeşin başarıları efsanelere konu olacak kadar büyüktür. Osmanlı İmparatorluğu sınırlarında Tozkoparan İskender’in Gündoğusundaki 12815 gez menzilinden daha uzağa ok atışı hiçbir dönemde gerçekleşememiştir. Tozkoparan başarılı okçuluk yaşamında sadece Lodos menzilinde Bursalı Şüca’yı geçememiş ve ‘Ah! Lodos menzili…’ diyerek ölmüştür.

Ok ve yay, tarih öncesi devirlerden beri savaş aleti olarak kullanılmış ve pek çok toplum tarafından gücün sembolü olarak görülmüştür. Her ne kadar Mısır, Asur, Hitit ve Çin medeniyetlerinde farklı form ve alanlarda kullanılmış olsa da en gelişmiş haline Orta Asya bozkır kavimleri ile ulaşmıştır. Nitekim siyasi ve askeri başarılar da bu durumun en açık göstergesi olmuştur.

İslâmî döneme gelindiğinde, ok ve yaya dini bir niteliğin eklendiği görülmektedir. Bu durumu en iyi şekilde gösteren misâl, daha sonraki yüzyıllarda kaleme alınan okçuluk risalelerinde de anılan ve Taberî’ye atfedilen şu rivâyettir: “Ekinlerini yiyen kuşlarını öldürsün diye Allahu Teâlâ, Hz. Âdem’e Cebrâilaleyhi’s-selâm eliyle cennetten ok ve yay indirmiş ve ona teslim etmiştir. Daha sonra bunların ne olduklarını soran Hz. Âdem’e Cebrail aleyhi’s-selâm yayı gösterip ‘bu Allah’ın kuvvetidir’, oku gösterip ‘bu Allah’ın şiddetidir’ deyip ona nasıl atacağını öğretmiştir”. Bu rivayetten hareketle ok ve yayın cennetten çıktığı ve dolayısıyla kutsal nesneler olarak addedildiği söylenebilir. Nitekim daha sonraki gelenek ve eserler de bunu destekler niteliktedir.

Ok ve yayın bir hâkimiyet sembolü olarak telakki edilmesi Selçuklularda da devam etmiş, çoğunlukla sikkelerde ve fetihnamelerde kullanılmıştır.

          Şimdi ise gelelim projemizin konusuna;öğrencilerimizin; ata sporu olan okçuluğu sevmelerini, kişisel ve sosyal gelişimlerini, ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerini, öz güvenlerini geliştirerek bu alanda nitelikli ve emsal teşkil edebilecek çalışmalar yapmalarını sağlayarak öğretim programlarımızın içeriğini belirleyen “yapılandırmacı yaklaşım” anlayışının uygulama bulmasını hedeflemektedir.

Okulumuz  Buyukçekmece  Anadolu Lisesi olarak ise bu projemizi  Milli Eğitim Bakanlığı ve Okçular Vakfı işbirliği ile gerçekleştiriyoruz. 110 öğrencimizin kayıtlı olduğu projede ise eğitimlerini tamamlayan Beden eğitimi ve spor öğretmenimizle birlikte öğrencilerimiz çalışmalarına devam etmektedirler.Hedefimiz öğrencilerimizi bu spora katmak,okçuluk sporunu yaygınlaştırmak,fiziksel ve ruhsal gelişime önemli faydalar sağlamaktır.Bu anlamda bu sporu teşvik ederek bu alamla ilgili müsabakalara katılım sağlayacağız.Bu geleneksel sporumuzu tanıtmak ve öğrencilerimize sevdirmek için çabalıyor herkesin bu projeye dahil olmasını istiyoruz….O zaman haydi Kemankeşler  YA HAK!!!diyoruz……

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
şanlıurfa urfa