00:37 - Zafer Bir Başkasını Alt Etmek Değil, Kendi Tepkilerimize Hükmetmektir
15:14 - ESENYURT’TA KAOS DEVAM EDİYOR
18:33 - Eski Tire Belediye Başkanı Atakan Duran’dan Açıklama: “Ortada Soruşturma Yoktur”
11:43 - MGS GROUP çalışmalarıyla Hem kendine hem ülkeye değer katıyor!
10:01 - Yerel Medya ve Temsilciler Komisyon Başkanı Serkan Candaş: “Yerel Medya Can Çekişiyor”
Son zamanlarda trafikte, market kuyruğunda ya da sosyal medya yorumlarında dikkatinizi çekti mi? Herkes sanki patlamaya hazır birer barut fıçısı gibi. En ufak bir kıvılcımda parlayan, sonrasında ise pişmanlık denizinde yüzen insanların sayısı giderek artıyor. Peki, nedir bu kontrol edemediğimiz “öfke” dediğimiz canavar? Gerçekten bir canavar mı, yoksa sadece yanlış anladığımız bir haberci mi?
Son yıllarda sanki kolektif bir sinir harbinin içindeyiz. Sabah asansörde selamımızı almayan komşumuzdan, sosyal medyada hiç tanımadığımız birinin yazdığı yoruma kadar her şey bizi bir “patlama noktasına” getirebiliyor. Modern insan, cebinde dünyanın bilgisini taşıyor ama göğüs kafesinin altındaki o kadim duyguyu yönetmeyi bir türlü öğrenemiyor.
Öfke Aslında Bir “Alarm” Sistemidir
Öncelikle bir gerçeği kabul edelim: Öfke, mutluluk veya hüzün kadar doğal bir duygudur. Evrimsel olarak bizi tehlikelere karşı korumak için tasarlanmıştır. Ancak modern dünyada, bizi kovalayan bir kaplan yok; onun yerine geç kalan bir e-posta, haksızlığa uğradığımız bir konuşma veya beklentilerimizin karşılanmaması var.
Sorun öfkenin kendisinde değil, onu nasıl “yönettiğimizde”. Kontrol edilmeyen öfke, elimizde tuttuğumuz sıcak bir kömür gibidir; başkasına fırlatmak isterken aslında sadece kendi elimizi yakarız.
O An Geldiğinde: 3 Adımlı Acil Durum Planı
Yazının bu kısmında, her zaman uygulayabileceğiniz pratik bir “soğuma” yöntemi önermek istiyorum:
Fiziksel Belirtileri Tanıyın: Kalbiniz mi hızlanıyor? Dişlerinizi mi sıkıyorsunuz? Vücudunuz “dikkat, patlama yaklaşıyor” diyor. Bunu fark ettiğiniz an, kontrolü elinize alma şansınız doğar.
6 Saniye Kuralı: Beynimizdeki duygusal merkez (amigdala) çok hızlıdır ama mantıklı düşünme merkezi (prefrontal korteks) biraz yavaştır. Öfke anında tepki vermeden önce 6 saniye beklemek, mantığınızın devreye girmesine izin verir.
“Ben” Dilini Kullanın: “Sen hep böylesin!” demek yerine, “Bu durum beni çok kırdı/öfkelendirdi” demeyi deneyin. Karşı tarafı savunmaya geçirmek yerine, duygularınızı anlamasını sağlarsınız.
Buzdağının Görünmeyen Yüzüne Dikkat
Öfkeyi genellikle bir “ilk duygu” sanırız. Oysa öfke, çoğu zaman ikincil bir duygudur. Bir paravan gibidir; arkasında hayal kırıklığı, değersizlik hissi, yorgunluk veya korku gizlenir.
Eşinize bulaşıklar yüzünden mi öfkeleniyorsunuz, yoksa ev içinde emeğinizin görülmediğini mi hissediyorsunuz?
Trafikte önünüze kırana mı sinirlisiniz, yoksa işe geç kalma korkusuna mı?
Yazının bu noktasında kendimize bir “dur” deyip sormamız gerekiyor: “Şu an aslında ne hissediyorum?” Perdeyi aralayıp gerçek duyguyla yüzleştiğimizde, o devasa öfke balonu sönmeye başlar.
Öfke, hayatımızdaki aksaklıkları haber veren bir duman dedektörüdür. Dedektör öttüğünde ona kızmak yerine, yangının nerede olduğunu bulmaya odaklanmak bizi “duygusal zekası yüksek” bir birey yapar. Unutmayın, en büyük zafer bir başkasını alt etmek değil, kendi tepkilerimize hükmetmektir.
Pratik Bir Tavsiye: “Yarın Konuşalım” Lüksü
Eğer birine çok ağır bir mesaj yazmak istiyorsanız, yazın. Ama “Gönder” tuşuna basmayın. O metni taslaklarda bırakın ve uyuyun. Sabah uyandığınızda o cümlenin ne kadar gereksiz olduğunu gördüğünüzde, sadece bir kavgayı değil, bir pişmanlığı da engellemiş olacaksınız. Bu deneyimlediğim bir sistem, açıkçası herhangi bir konuda karar vermeden önce 24 saat bekler ve ertesi gün yine aynı duygu içindeysem aksiyonumu ona göre alırım. Faydalı ve etkisi verimli bir yöntem tavsiye ederim.
Haklı Olmak mı, Mutlu Olmak mı?
Yazıya yavaştan son verirken kendimize şu soruyu soralım istiyorum: Her kavgadan galip çıkmak mı istiyoruz, yoksa huzurlu bir akşam geçirmek mi? Öfke kontrolü, duyguları bastırmak değil, onları bir yönetici gibi idare etmektir.
Unutmayalım; direksiyonun başında biz varız, öfkemiz değil.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.