02:20 - Burcu Köksal kararını açıkladı: CHP’den istifa edip AK Parti’ye katılıyor
12:36 - Beylikdüzü Belediyesi’nden İmamoğlu İnşaat’a İmar Cezası: 40 Milyon TL ve Yıkım Uyarısı
12:09 - Büyükçekmece’de Siyasi Dengeler Değişiyor: “Erol Sahada, Belediye Sessiz”
21:57 - Ayaş Kaymakamı’na bakanlıktan da soruşturma! Görev yeri değiştirildi
12:00 - Gazeteci Dilek Bozkurt’a Anlamlı Ödül: “Gerçeğin Peşinden Gitmekten Vazgeçmedim”
Ne zamandan beri bir daha asla yaralanmaması gerekecek kadar cılızlaştı içiniz? Oysa geçer hepsi. Zira bugüne kadar hep geçmiştir.
Farkında mısınız kurduğunuz cümlelerin hepsi yaralarınızdan. Yara yoksa bir hayat cümlesi de yoktur.
”Hiçbir şey istemiyorum” diyenler değil midir aslında bu hayattan en temiz, en sonsuz olanı taleb edenler? Umduğundan utananlar. Hayatı yoklaya yoklaya delik deşik edenler?
Yaralarını bir süreden sonra vücudunun bir parçası zannedenler. En kıymetli cümleleri yaralarına dair olanlar. Bütün iyi şeyleri bir taş ihtimali yüzünden delik deşik edenler onlar değil mi?
“Kendini yontmayı unutma!” der Zeus. Kendin kabuğunu kendin soyabilirsin. Unutma ki, insan en çokta kendi emeğidir.
Ve yine unutma!
Bir şey karşına dikiliyorsa, seni yaralıyorsa, bırak gelişsin, bırak acıtsın kök salıyorsun, deri değiştiriyorsun demektir.
O halde; ne mutlu senden seni doğurtan parçalanışa! Ne mutlu dayandığın tüm acılara!..
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.