11:52 - Vali yardımcısının yasak aşk skandalındaki detaylar ortaya çıktı
02:01 - İsrail’den İran’a büyük hava saldırısı! 4 şehir aynı anda vuruldu
13:34 - Sosyal Medyayı Sallayan “Dijital Kardeşlik” Akımı
02:57 - Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Bölgesel Kriz Mesajı: “Türkiye Bu Fırtınayı Kayıpsız Atlatacak”
02:05 - İletişim Başkanlığı’ndan “İran” İddialarına Net Yanıt
Hangi acının atlasında kaybettik kendimizi? Kimi yok etmek adınaydı acizliğimiz? Dünyanın diğer ucunda ki acı benim değil miydi? Ben değil miydim orada ki sağır, dilsiz insan?
Ya niyedir bu zerzeniş, niye parçalanıyor ruhumuz, bedenimiz niye tutuşuyor? Kendi ateşinde yanmaktan mı? Tüm bildiklerimizi unutuyoruz, ezberlediğimiz herşeyi.
Sanki bir ses yükseliyor, dil damak adına adanıyor kulaklarımıza, ”Herkes kendi gönlünün cennetini yaratır…”
GİTTİĞİNİZ HER YERİN NEFESİ SİZSİNİZ (2)
Gittiğiniz yerin nefesi olmak, o nefese dokunmak…
Orada asla üzülmeyeceğinize değil, üzüldüm dediğinizde sizi dinleyeceklerine güvenin. Üzüldüğünüzde üzülebileceklerine, uygun olanı taleb ettiğinizde yapılacağına güvenin. Hiç gitmeyecelerine değil, giderken ihtiyacınız olduğu kadar sizi gözeteceklerine güvenin. Yanlışlarının olmayacağına değil, onların da insan olduğuna, şaşacaklarına ama onlara yaklaştığınızda şaşırdıkları yolu sizi de yanlarına alarak değiştirebileceklerine güvenin. Kötü bir şeyler olmayacağına değil, olunca pek çok şekilde davranacağınıza güvenin. Tam teslim olacağınız koşulları aramaktansa bütün bunlara açılan her yeni kapının tekrar tekrar açılacağına inanarak güvenin.
Ve gittiğiniz her yerin nefesinin siz olduğunuzu bilerek, o nefese dokunarak güvenin…
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.