19:53 - Özgür Özel’in Yeni Partisi Anketlerde Zirveyi Zorluyor: CHP’yi Geride Bıraktı
19:51 - Fatih Erbakan’dan İttifak Açıklaması: “Seçimlere Tek Başına Girmeliyiz”
19:49 - CHP’de Yeni Parti Tartışmaları ve Sinem Dedetaş’ın Kararı: Gürsel Tekin’den Açıklamalar
09:33 - PINARTEPE’DE İMAR ADALETSİZLİĞİ: BİR YANDA ÇATI HAVUZLARI, DİĞER YANDA GÜVENLİ KONUT BEKLEYEN HALK!
23:18 - Tavuksuz Yumurta Dönemi!
Ülkemizde haklı çıkmanın en kolay yolu kanıt sunmak ya da hesap vermek değil.
“Ya onlar?” kartı çıkarmak!
Bir kurum eleştiriliyor mu?
“İyi ama öbürü de yaptı!”
Bir belediye mi konuşuluyor?
“Peki diğerleri?”
Yani yapılan her yeni yanlışı öncekileri aklamak için kullanıyoruz!
Çözüm bulmak yerine normalleştirmeye çalışıyoruz!
Haluk Levent’in yaptıklarını bir anda Kızılay’ı aklama fırsatına dönüştürdüğümüz gibi!
“Bak gördünüz mü?” sesleri yükselmeye başladı.
Yükselmek de laf mı diyenler olacaktır.
Haklılar da…
Ama söylemeden geçemeyeceğim:
Tam tersi olduğunda durum farklı olur muydu?
İşte en büyük zaafımız…
Neyse, biz konumuza dönelim:
Ahbap derneğindeki yolsuzluklar elbette affedilemez.
Ama bu Kızılay’ın da süper çalıştığını göstermez.
Ya da yapılan yanlış işleri ve yolsuzlukları aklamaz.
Ama kutuplaşmış bir ortamda aksi mümkün olmuyor tabi!
Herkes kendi yolsuzluğunu aklamaya çalışıyor!
Ya da o kadar da büyük olmadığını…
İki yanlışı birbirine kefil ederek ilerlemeye çalışıyoruz yani!
O kadar konuşmamıza rağmen hiçbir şeyi çözemiyoruz böyle olunca!
Anlamamız gereken, bir kurumun eleştirilmesinin başka bir kurumu otomatik olarak aklayamayacağı…
Amaç gerçeği bulmak değil de dikkati dağıtmak olunca yangın çıkan evde komşunun dedikodusunu yapmaktan öteye geçemiyoruz.
Haklı olsak bile ev yanmaya devam ediyor!
Keşke “Kim yaptıysa hesabını versin.” cümlesi, “Ama onlar da…” kadar popüler olsaydı.
O zaman tartışmalar magazin dedikodusu gibi değil, denetim raporu şeklinde ilerlerdi.
Belki daha sıkıcı olurdu ama en azından daha dürüst olurdu ve sonuç alınabilirdi.
Sorumlular hesap verebilirdi.
Siyasi pencereden yaklaşarak tarafgirlik yaparsak sorumlular nasıl hesap verecek?
Kısacası, ne Kızılay Ahbab’ı ne de Ahbab Kızılay’ı aklayamamalı.
Yardım kuruluşları doğası gereği çok titiz takip edilmesi ve incelenmesi gereken kurumlar.
Çünkü yetkilileri kendi paralarını değil başkalarının paralarını harcadıkları için çok rahat davranabilir.
Hele de denetim ve hesap verme mekanizmaları çalışmıyorsa…
Neticede son günlerdeki olaylar, Kızılay’ın geçmişte kamuoyunda yoğun biçimde tartışılan kararlarını ve uygulamalarını sihirli şekilde ortadan kaldırmıyor.
“Ya onlar…” demek yerine “Kim yanlış yaptıysa hesabını versin.” demek gerekiyor.
“Onlarınki daha büyük yolsuzluk!” demek kimseye daha küçük yolsuzluklar ya da hatalar yapma lüksü vermemeli.
Herkes halkın ortak kaynaklarını kullanırken bilerek ya da bilmeyerek yaptığı hataların bedelini ödemeli.
İyi bir eğitim ve sıkı bir denetim mekanizmasıyla kullanmadan önce engellense daha iyi olur aslında!
Ama eğitime ve denetime imkan vermeyen sistemlerde bedelini ödetmekten başka konuşacak bir şey kalmıyor!
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.