21:59 - Kahramanmaraş saldırganı İsa Aras Mersinli , sessiz sedasız toprağa verilmiş
21:48 - Gülistan Doku soruşturmasında bir tutuklama daha
22:29 - Okula saldırı düzenleyen saldırgan, önceden arkadaşlarını tehdit etmiş
22:08 - Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kahramanmaraş’taki okul saldırısına ilişkin başsağlığı mesajı
21:31 - İsa Aras Mersinli’nin Sınıftaki Tuhaf Tavırları Kamerada
Son yıllarda Türkiye’de eğitim sistemi üzerine yapılan tartışmalar zaten bitmiyordu.
Özellikle son on yıldır izlenen yanlış atama politikaları, sözüm ona müfredat değişiklikleri, daha öncelere dayanan sınavla ilgili sorunlar sürekli gündemdeydi.
Son günlerde yaşanan okul saldırıları da durumun çok daha derin ve can yakıcı olduğunu yüzümüze vurdu.
Okullar güvenlik ve psikolojik dayanıklılık açısından kırılgan bir alana dönüştü!
Öğrenciler ve öğretmenler okula gitmeye tereddüt eder oldu.
Hayatını kaybeden ya da yaralanan insanlar aslında sistemin aksayan yönlerinin somut sonuçları.
Bu olayları yalnızca “bireysel öfke patlamaları” ya da “dijital etkiler” olarak değerlendirmek, sorumluların sorumluluktan kurtulmasından başka bir işe yaramaz.
Diğer taraftan bireysel silahlanma sorunu var:
Birçok evde neden bu kadar silah var?
Çocuklar bu silahlara nasıl bu kadar kolay ulaşabiliyor?
Bu da bireysel öfkenin ve dijital etkinin ötesinde bir durum.
Yani mesele bireysel değil kesinlikle yapısal!
Temelde de eğitim ortamlarını ciddi bir şekilde ele almak gerekiyor.
Mülakatlı atama süreci ile etkisi ve itibarı sarsılan öğretmenden “Proje Okulu” adı altında keyfi idareci ve öğretmen atamalarına…
Disiplin uygulamalarından görev tanımı net olarak belirlenmeyen psikolojik danışmanlara…
Kurum kültürünün en belirgin unsuru olan kurum çalışanlarından güvenlik tedbirlerine birçok sorunla karşı karşıyayız.
Ama biz bunlarla ilgilenmek yerine sürekli müfredat değiştirip duruyoruz!
Kafamıza göre okullar oluşturup kriterli atama unsurları dışında idareci ve öğretmen yerleştirmekle meşgulüz!
Doğrudan insan hayatına dokunan bir meslekte, objektif, şeffaf ve evrensel kriterler yerine kendi kriterlerimiz olsun istiyoruz!
Öğretmenin ve öğrencinin kendisini güvende hissetmesini sağlamak yerine siyasi istikbalimizin güvenliğiyle uğraşıyoruz!
Oysa çözülmesi gereken o kadar çok sorunumuz var ki!
Mesela öğretmenin sınıf içi otoritesinin aşındırılması!
Bu durum velilerin giderek artan müdahaleciliğine neden oluyor.
Üzerine gidilen öğretmen giderek yalnızlaşınca sıradan bir memura dönüşerek sınıfın psikolojik dengesini kuran, krizleri yöneten ve öğrencileri hayata hazırlayan bir rehber olmaktan çıkıyor.
Bu rolün zayıflatılması dahi büyük zafiyetler oluşturuyor.
Bir diğer nokta ise rehber öğretmenler, yani psikolojik danışmanlar…
Öğrencilerin davranış değişimlerini, öfke birikimlerini ya da sosyal kopuşlarını fark edebilecek en donanımlı kişiler…
Okullarda yaşanan şiddet olaylarının önlenmesinde en erken uyarı mekanizması…
Ama gerek net olmayan görev tanımlarından dolayı idari işlerle görevlendirilmeleri gerekse diğer sistemsel sorunlardan dolayı gerekeni yapamıyorlar.
Elbette diğer öğretmenlerde olduğu gibi rehber öğretmenler içerisinde de proaktif tutumla görev tanımının ötesine geçerek kriz öncesinden müdahale edenler vardır ancak bunlar kişisel inisiyatifler…
Bu anlayış bir sisteme dönüşmedikçe kümülatif bir iyileşmeden söz etmek mümkün olmayacaktır.
Tabi bunun için de bir irade gerekiyor!
En azından sorunların artık insan hayatına mal olduğunu görebilecek bir irade!
Suçu sadece dijital bağımlılığa atmayacak bir irade!
Elbette dijital bağımlılık göz ardı edilemez.
Çocuklar ve gençler giderek daha fazla dijital ortamın kontrolü altına giriyor.
Bu durum, empati kurma becerisini zayıflatırken öfke kontrolünü de ciddi şekilde etkiliyor.
Şiddetin sıradanlaştığı, hatta zaman zaman ödüllendirildiği dijital içerikler, genç zihinlerde tehlikeli bir normalleşme yaratıyor.
Ama bütün bunlar iyi bir eğitim ortamı sağlandığında en aza indirilebilir.
En azından bu kadar büyük güvenlik zafiyetleri yaşanmayabilir.
Bu da zamanla toplumsal bir gelişme ve dinginliği beraberinde getirecektir.
Belki de hepsinden de önemlisi: Okulu sadece akademik başarı üreten bir kurum olarak görmemiz!
Toplumun küçük bir modeli olduğunu unutmamız!
Orada yaşanan krizlerin dışarıdaki daha büyük sorunların bir işareti olduğunu anlamamamız!
Eğer bunu ciddiye almazsak, bu acı olaylar her alanda sıradan haberler haline gelebilir.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.