12:06 - Sinsi Zamma Hukuki Fren: Gizli Gramaj Oyununun Bedeli Ağır
01:10 - Samsun’da gece yarısı 4 büyüklüğünde deprem
01:00 - Saros Araştırma’dan Çarpıcı Anket: Mansur Yavaş Yarışı Önde Götürüyor, Seçmen Güven Arayışında!
14:08 - Mehmet Özhaseki’ye şantaj: 1 milyar TL vermezsen siyasi hayatın biter
13:58 - Sosyal medyada anonim hesap ve yorum döneminin sona ereceğine yönelik düzenleme gündemde
Yapay zekayı uzun zamandır kullanıyoruz.
Yıllardır dijital ortamda yaptığımız birçok işlemin geri planında çalışıyor.
Yaklaşık on yıl önce görüntü ses ve videolar da oluşturmaya başladı.
Dört beş yıldır bizimle sohbet bile edebiliyor.
Yapay zeka çağı bunlardan hangisiyle başlarsa başlasın çok hızlı bir ilerleme kaydettiği kesin!
İleride bu günlerin öncesini yapay zeka öncesi sonrasını yapay zeka sonrası diye adlandırılacak muhtemelen.
Böyle hızlı bir ilerleme oldukça beklentiler de yükseliyor.
Yaptıklarını abartarak göklere çıkaranlar giderek çoğalıyor.
Arka planında insan beyninin olduğunu unutularak kutsallaştırılıyor!
Ancak sorgulayarak yaklaşanlar da yok değil elbette:
Teslim olmak yerine anlamaya çalışanlar…
Duygu olmadan ulaşılabilecek yüksek zekanın artılarını eksilerini düşünenler…
Sınırlandırılması gerektiğine inananlar…
Öyle ya sınırlarını bilmediğimiz bir dünyadan bahsediyoruz.
Farklı bir boyuttan…
Görmeden, duymadan, koklamadan, tatmadan, dokunmadan, hissetmeden bilen yapıdan…
Sınırlarının nerede başlayıp bittiğini bilmiyoruz henüz.
İnsanlığın veri tabanının kullanmayı öğretiyoruz sadece!
O mu bize öğretiyor biz mi ona sorusunun cevabı yok.
Son yıllarda müthiş bir etkileşim gerçekleşiyor.
Doğru söylemeyi öğrettiğimiz gibi yalan söylemeyi de öğretiyoruz!
Henüz bilmiyorum demeyi öğrenmedi.
Çeşitli alternatiflerle bilmediği sorulara bile cevaplar veriyor.
Ücretini ödeyenler daha kesin sonuçlara ulaşırken ödemeyenler de yalan yanlış da olsa kullandığını düşünerek aslında büyük bir veritabanı oluşturuyor.
Kimin kimden faydalandığı tam olarak belli değil!
Bu konuyla ilgili bilim insanları dahi tam olarak bir tanımlama yapabilmiş değil.
Şu sıralar yanlış sonuçlar alanların doğru sorular soramayanlar olduğu konuşuluyor.
Peki üye olup olmamanın ya da normal üyeliklerle Pro üyeliklerin hiç farkı yok mu?
Doğru soru tabi ki önemli ama soruların bir parçası da vurgular, jestler, mimikler değil mi?
Yani duygular…
Duyguları katmadığımız bir iletişim bizi nereye götürür?
En azından bu durumu yönetmenin bir yolunu arıyor muyuz?
İnsanımıza bu konuda bilinçli hareket edecek bir donanım kazandırıyor muyuz?
Yapay zeka sınav sistemimizle yok ettiğimiz araştırma, sorgulama ve ifade etme yeteneklerimize katkı sağlayabilir aslında.
Ondan faydalanmanın yolu sorgulamak ve araştırmaktan geçiyor.
Ama doğru şeyi sorgulamayı ve araştırmayı ise çocuklarımıza bizim öğretmemiz gerekiyor.
Hayatımıza ne kadar ve hangi alanlarda sokmamız gerektiğini…
Bir araç olarak görmekten öteye geçmememiz gerektiğini…
Doğru yönlendirebildiği kadar yanlış da yönlendirebileceğini…
Cümle kurmanın düşünmek duymak demek olmadığını…
Dolayısıyla ne kadar güvenebileceğimizi…
Mesela sevgiden, nefretten bahsedebilir ama bunları ne kadar anlayabilir?
Kelimeler anlamlarından daha öte düşünce ve duygular aktarmaz mı?
Anlattıklarımızı ya da anlattıklarını sandığımız kadar anlayabiliyor mu?
Yani yapay zeka gerçekten sandığımız şey mi?
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.