21:38 - Ne Söylüyoruz… Ne Yapıyoruz…
21:33 - Tecavüze uğrayan eşek ve yavrusu koruma altına alındı
21:24 - Zeydan Karalar dahil 9 kişi hakkında tahliye kararı verildi.
15:18 - Epstein ölmedi mi? Elden ele dolaşan bir fotoğraf ortalığı karıştırdı
15:12 - Cansız bedeni 8 gün sonra bulunan Elif Kumal’ın ölüm nedeni kesinleşti
Sistem mi insan mı konusundan defalarca bahsettik.
Özelde sorunlara odaklanmak ve sorumlulardan hesap sormak yerine sistemi suçlayarak kendi sorumluluğumuzdan sıyrılıyoruz.
Yani konuştuklarımızla yaptıklarımız farklı!
Sorumluların cezalanması gerektiğini söylüyoruz ama bütün sistemi suçlu ilan ediyoruz!
Benzer birçok konu sıralanabilir:
Yapay zeka dijital çağ diyoruz…
Okullardan bilişim derslerini kaldırıp din dersleri koyuyoruz!
Bilişim ortamında bilgi her yerde diyoruz…
Öğrencilere hala basılı kitap dağıtıyoruz!
Soru soran öğrenci, eleştiren genç istiyoruz…
Düşünmeyi değil ezberlemeyi öğretiyoruz!
Topraklarımızın bereketinden bahsediyoruz…
Bütün tarım ürünlerini ithal ediyoruz!
Birkaç ithalatçıyı zengin etmek için tarımı öldürüyoruz…
Sonra gençler neden köyde kalmıyor diye sorguluyoruz!
Sağlık konusunda birçok ülkeden iyi olduğumuzu iddia ederek sağlık turizmiyle övünüyoruz…
Kendimiz hastanelerden randevu almakta zorlanıyor, acillerde bile sıra bekliyoruz!
Tarihini bilen ecdadını tanıyan nesiller istiyoruz.
Gerçek ve evrensel tarih kuramlarını kabul etmiyoruz!
Milli değerlere dem vuran hutbeler okutuyoruz…
Atatürk’ten bahsetmeye korkuyoruz!
Adalet mülkün temelidir deyip duruyoruz…
Bize bulaşmadıkça haksızlıklara ses çıkarmıyoruz!
Sistem söz konusu olduğunda ya da toplumsal olarak düşündüğümüzde durum böyleyken bireysel olarak baktığımızda da çok farklı değil maalesef:
Mesela herkesin bizi anlamasını istiyoruz…
Biz insanları anlamak için gayret etmiyoruz!
Biz olduğumuz yerde durmak istiyoruz…
Herkesin bize yaklaşmasını bekliyoruz!
Başkaları söz konusu olunda mangalda kül bırakmadan adalet istiyoruz…
Kendimize gelince şartlardan bahsederek mangalı hiç yakmadan esneklik istiyoruz!
Hatalarımız düzeltmek ve gelişmek istiyoruz…
Kimsenin bizi eleştirmesine ya da düzeltmesine tahammül edemiyoruz!
Şikayet ederken en ön saflarda ilerliyoruz…
Bedel ödemeye gelince en gerilere kaçıyoruz!
Kısacası değişmek istiyoruz ama zahmete girmek istemiyoruz!
Yani yaptıklarımızla söylediklerimiz arasındaki mesafe giderek açılıyor!
Mesafe açıldıkça çözümden de uzaklaşıyoruz doğal olarak.
Aslında kim olduğumuzu ne söylediğimiz değil ne yaptığımız belirliyor.
Ama bunu anlamak ve kabul etmekten uzak görünüyoruz.
İğnenin tadına bakmadan çuvaldızla etrafa saldırıyoruz.
Ben böyle insanlar tanıyorum demeden önce kendimizden neler bulduğumuza bakabilsek belki de bir adım atmış olabiliriz.
Evet, biraz cesaret istediği doğru!
Ama yapabilirsek gerek bireysel gerek toplumsal olarak büyük yol kat edeceğimiz kesin.
Sadece biraz daha az konuşarak söylediklerimizle uyumlu davranmamız yeterli!
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.