SON DAKİKA

Haber Ekspress

Ömer Lütfi Bakan’ın ZEHRA’M adlı romanı çıktı..

Ömer Lütfi Bakan’ın ZEHRA’M adlı romanı çıktı..
Bu haber 14 Nisan 2021 - 22:26 'de eklendi.

Fotoğraf Sanatçısı-Heykeltıraş Yazar Ömer Lütfi Bakan’ın, merakla beklenen eseri “ZEHRA’M” Ateş Yayınlarından çıktı.
İddialı, cesur ve şeffaf bir eser olan Zehra’m kitapseverler tarafından oldukça yoğun ilgi gördü.

Yazar kitabındaki kahramanları anlatırken, bir pasajda şöyle ifade ediyor:

Kahvaltıya başladıklarında her ikisi de sessizliği bozacak bir kelime dahi söylemediler. Fuat, ellerini uzattı, Zehra hemen karşılığını vererek hüzne bürünen gözleriyle Fuat’a baktı. Fuat boğazını temizledi, gözlerini-gözlerine kilitledi:
Seninle çay içmek Rize’nin yaylalarında Yeşili örtmüş sislerin üzerinde Elele dolaşmak gibi Seninle çilingir sofrasında olmak Bin bir çeşit mezeyle rakı içmek Aşk sarhoşu olmak gibi Seninle sevişmek Alplerin doruğuna tırmanıp Oksijensiz kalmak gibi Seninle dünyayı gezmek Bir sen bir de ben olmak Evrenin gizeminde kaybolmak gibi Seninle yaşamak Bir ömür mutluluğa mahkûm olmak gibi Seninle dans etmek Bulutların üzerinde Tango yaparak sevişmek gibi Seninle uyumak İpeksi tenine dokunurken Rüyaların en bilinmezini görmek gibi Kısaca karım Seninle bir şey yapabilsem Her ne olursa olsun Adam gibi yaşamak Ayaklarım yerden kesilir gibi
Mısralar ağzından ardı-ardına döküldü; Zehra gözyaşlarının akmasına engel olamıyordu, sarsıla-sarsıla ağladı, Livorno’da uçan tüm martılar da ağladılar; çığlık-çığlığa… İçten-içe sürekli huzursuzluğu Zehra’yı çileden çıkartıyordu. Neden böyle bir ruh haline büründüğünün farkına varamıyor, altında aradığı nedenlerin de cevabını veremiyordu. Kahvaltıdan sonra evde yalnız kalmışlar, her ikisi de birer köşeye çekilmişlerdi.

Ömer L Bakan’ın  Biyografisi:
Yazarı yakından tanımak isteyenler için kendini anlatan dizelerle sizi başbaşa bırakıyorum..
DUYDUM Kİ BENİ MERAK ETMİŞSİNİZ?
Ben İstanbul’da doğdum O büyük şehirde yaşadığım çocukluk diğer çocuklarınkine benzemiyordu Bebekliğim çocukluğumdan daha iyi geçtiği söyleniyor Ben hatırlamıyorum, öyle diyorlar Babam; Beni çok erken terk etti Sınıf geçtiğimde bana bisiklet almadı Annem; Artık anlamlı bir sözcük On iki yaşıma geldiğimde İlk aşkı yaşadım İlk aşk dedikleri bu mu acaba? Onaltım da ilk çıplak tene dokunuş Onu ilk gördüğümde soluğum kesildi Görür görmez aşık olmak bu olsa gerek Aşkımız bir dua gibiydi Yıllarca sürsün isterdim sürmedi Göğüsleri masumiyetini yansıtıyordu Gözün görmediği şeyleri görmek Benim gözlerimin görüş sınırı yok Güzelliklerini ortaya seriyorlar Ben ne yapayım? Geceleri Beyoğlu’nda yürürken Bir fahişe gördüğümde O benim için sadece bir fahişedir Ama o fahişe o gece benim ile beraberse Ve karşımda çırılçıplak duruyorsa O benim için tanrıçadır Onyedim de kendimden on dört yaş büyük bir kadınla beraber oldum Hayat bu olsa gerek Beni görünce yüzündeki gülümseme kayboldu O bana âşık olmuştu, onsekizimdeydim Aslında o bunu istemiyordu Ama benimle sevişmemeye direndiyse de Direnci kırıldı O zaman sordum kendime gizem nedir? İçimizdeki ruh nedir? Ne için yaşıyoruz? Ne için ölüyoruz? Bu dört sorunun bir tek cevabı var AŞK… Aşk’tan güzel bir şey var mi bu dünyada? Saplantı halini almış hayaller Aşırı coşkular sorun yaratıyor Huzurlu yaşamın sırrı nedir? Masum ruhumu çaldılar Bana sevişmenin ne olduğunu öğrettiler Yüzleri anılarımda hazan günleri gibi asılı duruyorlar Ama hiç biri onun gibi değil Orhan Veli’nin dediği gibi: “Aynada başka güzelsin yatakta başka” İyileşmesi imkânsız romantizm hastalığı Hayatımda kayıp tam kırk dört gece, kırk beş gün Neden aldılar? Neden? Bu kadar kolay mı? Kolay oğlum kolay Onlar ki bu vatanın evlatları Bu vatan için yapamayacakları yoktur Ya ben ya biz bu vatanın evlatları değil miydik? Canım yanıyor çok acıyor Ama hiçbiriniz bilemediniz Ben neredeydim Ne yapıyordum Vurmayın yapmayın sokmayın ulan Allah’ınız yok mu sizin? Allahsızlar! Ahhh! Öldürün ulan! Bitsin bu işkence Yirmimde nişanlandım Yirmiikimde evlendim Yirmiüçümde baba oldum Yimibeşimde bir kez daha baba oldum Doksanbir yaz’ı Gitar satan adam hasta Ortaköy’deyiz Paltosunu giymiş Ağustos sıcağında Deklanşöre dokunuş Bir kadın duruyor karşımda Kaderim kaderimsin Soğuk geceler ardı ardına Kaçak yaşa tam altı yıl çok çektik birlikte Otuzdokuzumda boşandım kırkımda tekrar evlendim Kırkbirimde bir daha baba oldum Derler ya: “tenaşir paklar” diye hâlâ yaşıyorum Karımla çocuklarım için Artık gün ağardi çok yorgunum Zaman vardır ve hızla akıp gitmekte Geriye dönüp baktığımda Yaşadığım kadar yaşamayacağım Nedante gibi ortasındayım ömrün Ne de yolun yarısındayım Yatmaya hazırlandığım bu sabah Ömrümün Onyedibinsekizyüzaltmişdördüncü sabahındayım. Düşünmek gibi kötü bir hastalığım var benim Oysa düşünen bir adamın sürekli melankoliye eğilimi vardır Evet sadece düşündüğü için Gerçeği ideal olarak Belli bir kalıpta biçimlendirir düşüncesinde Ne yazık ki gördükleri bir kalıba uymaz Neden çünkü ideali Geçmişte edinilmiş imgelerle bina etmiştir Sonuçta hep hayal kırıklığına uğrar Benim için sana bakmak çok zor Gözlerini senden almışlar Neden? Neden bana geldin? Tüm dünyam kırk metrekare Hava o kadar karanlıktı ki bir ışık seli gibi aktın Dünyamı aydınlattın Evet demiştim ya hâlâ yaşıyorum Karımla çocuklarım için Sonra birden aklıma geldi Peki Ya ben ya ben ne olacağım? Yaşamsal kısır döngüler beni acıtıyor Buna göre geçmiş bizim bir parçamız Biz onunla birlikte yaşıyoruz Ama sen ne büyük bir şanssın Aslında benim hayatla sorunum var Ya senin? Ben ölümü beklerken yaşama sarılmak Ne olsa gerek Şimdi daha başka yaşıyorum Kırk metrekare dünyamda Saçımı okşa tenimi okşa ruhumu okşa Beni sevdiğini söyle Beni beni hep sevdiğini söyle Çok mu şey istedim? İçimde benden başka bir ben var Ben de istemediğim şeyler yaptırıyor bana Bu iki kişilik yalnızlığı yaşamaktan yoruldum Duygularımı saldım ortalık yerlere Kelimeler dökülüyor ardı ardına kalbimden Ama artık yazmayacağım Özgeçmişim öz geleceğimdir Bundan sonra da belli ki öz geleceğimde de Özgeçmişim gibi yaşayacağım Kara saçlı karakaşlı kara gözlü kadın Sen ben de ben sen de oldukça yaşanası günler var; Masum sevişgen ve ütopik ütopik, çünkü bilmiyorum kaç sabah birlikte uyanabiliriz belki hiç belki de çok Ne dersin sana öyle bir cümle kuracağım ki Ben de bir nefes olacaksın Bana öyle bir cümle kurdun ki Sen de bin nefes olacağım Okuduğun gibi her şey eskide güzeldi Ben şimdi de güzellik arıyorum
Ömer L. Bakan

Haber: Hasret Dilek Delier

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
şanlıurfa urfa