10:04 - Togay Çoban’ın Esenyurt Buluşması: PR Çalışmaları mı, Çözülemeyen Sorunlar mı?
20:16 - MUSTAFA NECATİ IŞIK’TAN BEYLİKDÜZÜ BELEDİYESİ’NE SERT TEPKİ: “İLK AÇILDIĞI GÜNKÜ GİBİ DEĞİL!”
10:14 - Beylikdüzü Emekliler Lokali’nde İhmal İsyanı: “Çöpler Dağ Gibi, Yaşlılarımız Kaderine Terk Edildi!”
19:53 - Özgür Özel’in Yeni Partisi Anketlerde Zirveyi Zorluyor: CHP’yi Geride Bıraktı
Peki ya, neydi Baba olmak?
Sonradan öğrenilen ve hayat boyu süren bir eğitim süreci. Belki de Tanrı’ ya yaklaşabildiğimiz deneyim olan annelikten çok daha farklı bir süreç.
Aslında bütün babalar, iyi baba olmaya çalışırlar. Görgüleri, bilgileri ve ellerinden gelen kadar, öğrendikleri sevgi diliyle.
Yeterli olup olmadığı tartışılır elbette. Sanırım ben kendi adıma yargılamadan destek babalığını onaylıyorum.
Yıllar önce Orhan Pamuk bir röportajında, “kızımın kahkahasının kölesiyim” demişti. Ve ben de ekliyorum, “çocuklar kendi özgürlüklerini teslim alana kadar ebeveynlerinin özgürlüklerini ödünç alırlar.”
Peki ya neydi Baba olmak?
Baba vardır, sadece ismi baba. Bir gölgeden ibaret. Baba vardır, evladıyla beraber yürür hayatın patikalarında; değişmeyi, dönüşmeyi bilir, su gibi akışkan, yüreği arz kadar geniştir.
Geçip giden herşey gibi bir Babalar Günü daha geçip gitti. Yüreği uçsuz bucaksız bir derya misali, Babaların geçip gitmemesi dileğiyle…
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.