17:45 - Müge Anlı’dan Sert Tepki: “Yakamızdan Düşün!”
17:12 - Erdoğan’dan Osmaniye’de “Eser”li Yanıt: “Hakikat Güneşi Balçıkla Sıvanmaz”
16:29 - 13 yaşındaki kızın babasını öldürdüğü olayın altından istismar çıktı
21:38 - Ne Söylüyoruz… Ne Yapıyoruz…
21:33 - Tecavüze uğrayan eşek ve yavrusu koruma altına alındı
Hayata küsmüş insan sayısı her geçen gün artıyor, artmakta.
Toplumsal olaylarda travmaya maruz kalanlar, yaşadıkları somut gerçekliği iç dünyalarının süzgecinden geçirip öznel gerçekliğe dönüştürürler. Bu nedenle büyük kitlelerin yaşadığı ortak acıların anlamları, herkesin bireysel dünyasında farklılaşarak şekillenir.
Yakın zamanda yaşanan bir çok acı ve sancılı olayın kaotik ortamının, insanların bir şekilde yatıştırmaya çalıştığı ya da yok saydığı kişisel sorun alanlarının tetiklenmesine sebep olduğunu görmekteyim.
Sürekli olarak travmaya maruz kalmış bir toplumu unutkanlıkla suçlamak ”insafsızlık” değilse, nedir?
Peki ya çözüm;
Kendimizdeki kötüyle buluşmak, yüzleşmek..
Toplumca o kadar çok acıyı unuttuk, yok saydık ki, şimdi yerimizde duramıyoruz. Ve bizler bunun farkında bile değiliz.
Birini ya da birilerini kötü ilan ederek içinde bulunduğumuz durumdan kurtulamayız. Büyük resmi görmek zorundayız.
Topyekün kendimize gelmeliyiz ve sistemin de artık kendine gelmesi lazım.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.