Ahtapot meselesi ülkemizde nereye koysan oturacak bir konu.
Hangi konuya el atsan birilerinin kontrolü ve güdümü altında olduğu hissi var.
Mesela cemaatler…
Yıllarca siyasetten bürokrasiye, sağlıktan eğitime, medyadan yargıya her alanı sarmaları daha iyi ifade edilemez herhalde!
Ahtapot ile kolları arasındaki bağlantıları da anlamak çok zor değil.
Böyle düşününce ahtapotun kolları için neden on yıl beklendi diye sormadan edemiyor insan!
Kendince mantıklı cevapları olanlar vardır:
Önce Ahtapotun kendisi hedef almak daha doğru görülebilir.
Ahtapotu etkisiz hale getirmek için kendi kollarından faydalanılabilir.
Ahtapotun kendisi için de yıllarca beklenmedi mi sonuçta?
Hatta iyi niyetli ve faydalı olduğu düşünülerek beslenerek büyütülmedi mi?
Tıpkı kollarının da beslendiği ve büyütüldüğü gibi!
Neticede Ahtapotu cemaatler bağlamında düşündüğümüzde öncesi de sonrası da sıkıntılı.
Kendimiz verdiğimiz imkanlardan dolayı yaşadığımız sorunları aşmak için yeni ahtapotları ve kolları güçlendirip sonra da onları dize getirmeye çalışıyoruz.
Elbette mücadele edelim…
Elbette halkı ve devleti sömürmelerine izin vermeyelim…
Ama önleyici tedbirlerle, yani iş işten geçmeden önce!
Kuruluşlarından gelişmelerine takibe alarak ve siyasetten uzak tutarak…
Bürokratik ve ekonomik güç kazanmalarına izin vermeden, gerçek maneviyat yolları olmalarını sağlayarak…
Bunu yapmak çok mu zor?
Yoksa siyasilerin işine mi gelmiyor.
Zira en büyük gücü Ak Partinin verdiği düşünülse de öncesinde de hangi parti iktidar olsa onlarsız yapamıyordu!
***
Gelelim son zamanlarda bir türlü gündemden düşmeyen diğer ahtapotlara…
İstanbul Belediyesiyle başlayıp birçok belediyeyi saran organize suç örgütü tartışmalarına…
Daha önce de belirttiğimiz gibi ülkemizde gerçek anlamda mercek altına yatırılan hiçbir belediye ya da kurum bu iddialardan kurtulamaz.
Bürokrasi sistemimizde işlerin yürümesi açısından bir takım açıklar vermeden işleri yürütmek pek mümkün değil.
Bu kez konu elbette işleyişin ilerisinde…
Yolsuzluk ve rüşvet iddialarını bile aşarak bir takım örgüt ve cemaatlerle ilişkilendiriliyor.
Yani önceki bahsettiğimiz ahtapotlar ve kollarıyla da ilgili.
Hatta ahtapotların kolları birbirine dolaşmış!
Belediyelerin tehdit edilmesi ve parti değiştirmeye zorlanması iddialarından bahsetmiyorum.
Elbette o da önemli bir iddia…
Ama daha da önemlisi tüm bunlara fırsat veren bürokratik işleyiş…
İşlerin devlet kurumları tarafından değil de bir takım vakıflar tarafından yürütülmeye çalışılması…
İşine gelen cemaatlere pirim vermesi…
İhtiyaçlar ile kaynakların doğru bir şekilde birleştirilememesi…
Özellikle karmaşık ve uzun yolların tercih edilmesi…
Daha birçok şey sıralayabilirsiniz.
Ahtapotları yaratan ve besleyen bunlardan başkası değil.
Sadelikten uzak her türlü karmaşık bürokrasi…
Manevi duyguları hedef alarak oluşturulan her türlü ekonomik yapı…
Çağdaş düşünceden ve bilimden uzak her türlü eğitim…
Daha neler neler…
Ama hepsi de aynı yola çıkar:
Legal olarak açık bırakılan her yer illegal olarak dolar.
Ondan sonra işin yoksa ahtapotun kollarını ayıkla.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.