21:51 - Tarihe yön veren eserler Arete’nin 16. yıl sergisinde
18:51 - Atilla Taş’tan Erol Köse’ye: Hakkımı helal etmiyorum, ateşin bol olsun
00:49 - Savaş bataklığındaki ülkelere Erdoğan’dan “akıllı olun” mesajı
14:16 - Evine giren hırsızın aklını aldı! O anlar saniye saniye kamerada
00:31 - Bahçeli’den “Jeopolitik Kırılma” Uyarısı: “Beyrut Düşerse Bölge Sarsılır”
Bu kaçıncı acı, kaçıncı gözyaşı..
Bu kaçıncı isyan, kaçıncı haykırış..
Unuttuk!
Yok saydık..
Toplumsal olaylarda travmaya maruz kalanlar, yaşadıkları somut gerçekliği iç dünyalarının süzgecinden geçirip öznel gerçekliğe dönüştürürler. Bu nedenle büyük kitlelerin yaşadığı ortak acıların anlamları, herkesin bireysel dünyasında farklılaşarak şekillenir.
Yaşanan bir çok acı ve sancılı olayın kaotik ortamında, insanların bir şekilde yatıştırmaya çalışıldığı ya da yok saydığı kişisel sorun alanlarının tetiklenmesine sebep olduğunu görmekteyim.
Sürekli olarak travmaya maruz kalmış bir toplumu unutkanlıkla suçlamak ”insafsızlık” değilse, nedir?
Peki ya çözüm;
Kendimizdeki kötüyle buluşmak, yüzleşmek..
Toplumca o kadar çok acıyı unuttuk, yok saydık ki, şimdi yerimizde duramıyoruz. Ve bizler bunun farkında bile değiliz.
Birini ya da birilerini kötü ilan ederek içinde bulunduğumuz durumdan kurtulamayız.
Topyekün kendimize gelmeliyiz..
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.