21:51 - Tarihe yön veren eserler Arete’nin 16. yıl sergisinde
18:51 - Atilla Taş’tan Erol Köse’ye: Hakkımı helal etmiyorum, ateşin bol olsun
00:49 - Savaş bataklığındaki ülkelere Erdoğan’dan “akıllı olun” mesajı
14:16 - Evine giren hırsızın aklını aldı! O anlar saniye saniye kamerada
00:31 - Bahçeli’den “Jeopolitik Kırılma” Uyarısı: “Beyrut Düşerse Bölge Sarsılır”
Sorun çözmek için işbirliği gerekir. Bunun bir yolu siyaset, bir yolu da empati uyandırmaktır… Siyaset yetersizleşip, sığlaştıkça ağlayıp ağlatmaktan başka seçenek kalmıyor. Örneğin çocukları, doğayı korumak için tek yol vicdan sömürüsü oldu! Siyaset gözpınarlarımızı kuruttu..
Siyaset, “herkesin her seviyede pazarlık konusu olabildiği” bir alandır ve bu alanda -insanlık onuru, insan hakları- gibi kavramlar bir yığın lafıgüzaftır.
Siyasetin temeli takas ve pazarlıksa eğer; bu bilgi siyasetçilerin her söylemini ciddiyetle düşünmemizi gerektirir.
Hiçbir siyasi parti cehaletimizi tekeline alamaz. Cehaletimiz her siyasetçinin ortak malıdır..
Çağımızın baş belası kıskançlık ve hasettir. Haset sevmeyi ve bütünleşmeyi imkansız kılar. Haset kötüye değil iyiye bir saldırıdır. Başka deyişle, sevenin sevgisine, iyinin iyiliğine, bağışlayanın bağışlayıcılığına bağımlı olmaya dayanamamanın hissettirdiği, insan yavrusunun en yıkıcı duygusudur. Çünkü dışardaki iyiyle birlikte ondan aldığı iyiyi, kendini de yok eder. Yaşamak için günde 12 saat çalışmak, rekabet adı altında birbirinin ayağını kaydırmaya ayartılan insanlar arasında dayanışmanın olması, birbirlerini sevmesi, birbirinin acısına tanıklık etmesi beklenemez. Bu toplumsal yapının yaratıcısı ekonomik liberalizmdir. Yani hasta olan biz değiliz sistem. Nasıl olur bilmiyorum. Ama böyle olmadığı açık..
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.