01:10 - Samsun’da gece yarısı 4 büyüklüğünde deprem
01:00 - Saros Araştırma’dan Çarpıcı Anket: Mansur Yavaş Yarışı Önde Götürüyor, Seçmen Güven Arayışında!
14:08 - Mehmet Özhaseki’ye şantaj: 1 milyar TL vermezsen siyasi hayatın biter
13:58 - Sosyal medyada anonim hesap ve yorum döneminin sona ereceğine yönelik düzenleme gündemde
21:20 - Kemal Aygün’den İkinci Uyarı: Tuvalet Suyu Altında Pazar Alışverişi!
Sorun çözmek için işbirliği gerekir. Bunun bir yolu siyaset, bir yolu da empati uyandırmaktır… Siyaset yetersizleşip, sığlaştıkça ağlayıp ağlatmaktan başka seçenek kalmıyor. Örneğin çocukları, doğayı korumak için tek yol vicdan sömürüsü oldu! Siyaset gözpınarlarımızı kuruttu..
Siyaset, “herkesin her seviyede pazarlık konusu olabildiği” bir alandır ve bu alanda -insanlık onuru, insan hakları- gibi kavramlar bir yığın lafıgüzaftır.
Siyasetin temeli takas ve pazarlıksa eğer; bu bilgi siyasetçilerin her söylemini ciddiyetle düşünmemizi gerektirir.
Hiçbir siyasi parti cehaletimizi tekeline alamaz. Cehaletimiz her siyasetçinin ortak malıdır..
Çağımızın baş belası kıskançlık ve hasettir. Haset sevmeyi ve bütünleşmeyi imkansız kılar. Haset kötüye değil iyiye bir saldırıdır. Başka deyişle, sevenin sevgisine, iyinin iyiliğine, bağışlayanın bağışlayıcılığına bağımlı olmaya dayanamamanın hissettirdiği, insan yavrusunun en yıkıcı duygusudur. Çünkü dışardaki iyiyle birlikte ondan aldığı iyiyi, kendini de yok eder. Yaşamak için günde 12 saat çalışmak, rekabet adı altında birbirinin ayağını kaydırmaya ayartılan insanlar arasında dayanışmanın olması, birbirlerini sevmesi, birbirinin acısına tanıklık etmesi beklenemez. Bu toplumsal yapının yaratıcısı ekonomik liberalizmdir. Yani hasta olan biz değiliz sistem. Nasıl olur bilmiyorum. Ama böyle olmadığı açık..
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.